Hz. Asiye: Sarayda Direnen İman
Hz. Asiye bint Müzâhim, tarihin en güçlü zaliminin yanı başında iman etti. Firavun'un sarayı; altın, ipek ve mutlak güçle doluydu. Ama Hz. Asiye bu lüksün içinde bir gerçeği gördü: Bunların hiçbiri değmez. Hz. Peygamber (s.a.v.) onu cennetin kadınlarının efendileri arasında saydı: 'Cennet kadınlarının efendileri dörttür: Hz. Hatice, Hz. Fatıma, Hz. Meryem ve Firavun'un karısı Asiye.' O, sığınak olarak sarayı değil, Allah'ı seçti.
Sepetteki Bebek: Hz. Musa'yı Kurtaran Eller
Nil'de sürüklenen sepeti önce saray hizmetçileri fark etti. İçinde güzel bir bebek vardı. Firavun'un emri netti: Doğan bütün İsrail erkek bebekleri öldürülecekti. Hizmetçiler çocuğu getirdi. Firavun bakmaya bile tahammül etmek istemedi.
Ama Hz. Asiye bebeği görür görmez kalbine bir muhabbet düştü. Firavun'un önünde durdu: 'Bu çocuk benim için de senin için de göz aydınlığıdır. Onu öldürmeyin; belki bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz.' Kur'an bu sözleri aktarır (Kasas, 9). Firavun eşine bu dileği geri çevirmedi.
Hz. Asiye bebeği bağrına bastı. Saraya hiçbir sütnenenin sütünü almayan bu çocuk, bir gün Hz. Musa olacaktı. Hz. Asiye, onu büyüterek hem annesi olan İsrailoğlu kadının yeniden ona kavuşmasına, hem de ilerideki peygamberliğine zemin hazırladı. Bunların hiçbirini o an bilmiyordu; ama kalbi doğruyu sezmişti.
وَقَالَتِ امْرَأَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍ لِّي وَلَكَ
"Firavun'un karısı dedi ki: O benim için de senin için de göz nuru olsun. Onu öldürmeyin; belki bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz."
— Kasas Suresi, 28:9
Sarayın Ortasında Gelen İman
Hz. Musa büyüdü, peygamber oldu ve Firavun'a Allah'ın mesajını iletti. Saray bu haberi inkârla karşıladı. Ama Hz. Asiye'nin kalbi başka bir yöne döndü. Firavun'un sihirbazlarının Hz. Musa'nın mucizeleri karşısında secdeye kapandığı gün, Hz. Asiye da bir daha geri dönmeyeceği bir kapıdan içeri adım attı: İman etti.
Firavun'un en güvendiği, sarayının en değerli insanı — kendi eşi — ona inanmıyordu. Bu, Firavun için sadece bir ihanetle değil; siyasi bir krizle eş değerdi. Hz. Asiye'ye gizlice iman et ya da vazgeç denildi. O ikisini de reddetti.
Firavun eşini işkenceye mahkûm etti. Rivayetlere göre güneşin altında elleri ve ayakları kazıklara bağlandı. Saray önüne dikildi. Çevresi onu gözaltında tutuyordu. Ama Hz. Asiye'nin ağzından ne inkâr ne de şikâyet çıktı.
İşkencede Edilen Dua: Tarihinin En Büyük Talebi
Hz. Asiye işkence altındayken şu duayı etti. Kur'an bu duayı kelimenin tam anlamıyla ölümsüzleştirdi:
'Rabbim! Yanında, cennette bana bir ev inşa et. Beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar. Beni zalimler topluluğundan kurtar.'
Bu dua, insanlık tarihinin en değerli taleplerinden biridir. Ellerinden serveti, iktidarı, konforu alınmış bir kadın; bunların hiçbirini değil, yalnızca Allah'ın yanında bir evi istedi. İşkencenin ortasında cennet görüldü ve ruhu alındı.
Hz. Asiye'nin hikayesi şunu öğretir: İman, koşullara bağlı değildir. Firavun'un sarayında da iman edilebilir. İşkence altında da dua edilebilir. Ve hiçbir dünyevi güç, kalbin Allah'a yönelmesini engelleyemez.
رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ
"Rabbim! Yanında, cennette bana bir ev inşa et; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar."
— Tahrim Suresi, 66:11
📌Ders ve İbret
- 1.İman, güçlünün yanında kolayken değil, güçlünün karşısında zor olanı seçerken anlam kazanır.
- 2.Hz. Asiye'nin duası en ağır şartlarda edildi. Baskı altında bile dua etmeyi bırakmamak onun en büyük dersidir.
- 3.Dünyalık; saray, servet ve iktidar olsa bile, iman karşısında ikinci planda kalır.
- 4.Hz. Asiye Hz. Musa'yı kurtardı. Bir kadının merhameti, tarihin seyrini değiştirmiştir.
- 5.Allah'a yapılan dua, hangi koşulda olursa olsun işitilir. İşkence ortamında cenneti gören Hz. Asiye bunu kanıtlar.
Bu içerik genel bilgi amaçlıdır. Dini konularda detaylı bilgi için güvenilir din alimlerine ve Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarına başvurunuz.